Baharettin Dedeşen (13 Ağustos 1969)

Baharettin Dedeşen
13 Ağustos 1969 * İstanbul


Baharettin , oğul koyup da gittin beni
Uzak yaban ellerde yola bıraktın beni
Önce kurutup sonra yaktın beni
Oğul sana kıyan ellere şimdi ben ne deyim
Aç yüzünü yavrum , açta yüzüm süreyim …

Palandöken dağlarının eteklerinde dalga dalga yayıldı bir ananın feryadı…Toprağı avuçladı , çırpındı , yıkıldı Sabire Ana … Yufka arası peynir , tandırda pişirilen çörek , kucak kucak topladığı kekik tadında yavrusunun cansız bedenine doladı kollarını bastı göğsüne.Belki de ilk sütünü verdiği günün masumluğunda…

30 yıl geçmişti aradan.Koskoca 30 yıl.Dile kolay ama yangın yeri yürekler için geçen 30 karanlık yıl.Erzurum dağlarının arasına doğru kıvrım kıvrım ilerlerken olağanüstü tabiatla kucaklaşmanın hazzını yaşıyoruz…Önünden ,ortasından,yanından geçtiğimiz her köyde başında yazmasıyla kadınlar ,köşeli kasketleriyle babalar,elinde değneklerle dağ sırtlarında koyun sürülerini salmaya çalışan çocukların ışıl ışıl gözleri , sade temiz tebessümleriyle dünyaya bir başka bakıyorsunuz…
İşte Baharettin bu mükemmel tabiatıyla mükemmel insanları olan Erzurum’un ,dadaş Erzurum’un bozkurtuydu.

Kardeşi anlatıyor :
Abim şehit edildiği zaman ben 10 yaşlarındaydım.Babamız İsmail Hakkı Efendi CKMP Erzurum kurucularındandı.Aynı zamanda bir gazetede köşe yazarlığı yapıyordu.Dedelerimiz Rus savaşlarından sonra Erzurum’a yerleşmiş.Yani biz ailecek Rus’un ne kadar kahpe olduğunu en iyi bilenlerdeniz.Dolayısıyla komünizmin karşısında olmamızda o derece normaldir.Ailecek Ruslar ile mücadelenin şart olduğuna inandık.Abim 1949 yılında Erzurum Mahallebaşı semtinde dünyaya geldi.10 kardeşin 5i kız 5i erkekti.Kız kardeşlerimiz de ülkü yolunda gerekli mücadelelerini verdiler.Yani ailecek kutlu davaya inanan ve bu uğurda canımızı feda edebilecek aileydik.Abim ilk ve orta öğrenimini Erzurum’da tamamladı.Daha sonra İstanbul Çamlıca Mimarlık Mühendisliğini kazanmıştı.
2.senesiydi okulunda annesi ne kadar Erzurum’da oku dediyse de o gitmişti…

Olay günü yanında bir arkadaşıyla hamamdan çıkıyorlar…İstanbul Kuşdili Parkı’na uğrayıp oturuyorlar.Aradan 5 dakika geçtikten sonra 12 kişilik komünist grubun saldırısına uğruyorlar.Katillerin başındaki kişi Hayko isimli bir ermeni ,yanında bulunan 11 kişiyle birlikte silahlı ve bıçaklı saldırı yapıyorlar…Sırtından mermi alan abim ve arkadaşı daha sonra değişik yerlerinden bıçaklanıyorlar…Arkadaşı ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılıyor.O Allah’a şükür kurtuldu.Ancak abim olay yerinde aşırı kan kaybından şehit düştü.Abimin şehadetinden sonra doğan kardeşime babam Alparslan ismini verdi.Babamın Türkeş Bey ile yakın diyalogu vardı.Zaten abimin şehadetinin ardından Türkeş Bey devamlı olarak ailemizi arayarak bir isteklerimiz olursa bildirmemizi söyledi.Abimi katledenlerin yakalanması 6 ay sonra gerçekleşti.İlk mahkemeleri İstanbul’da oluyordu ancak mahkeme daha sonra Antalya’ya alındı.Komünistler o dönemde genç ülkücülerin kendilerini tehdit ettiği yönünde mahkemeye dilekçe verip can güvenliklerinin olmadığını öne sürerek mahkemeyi Antalya’ya aldırmışlardı.Mahkeme uzun sürdü…Sanıklardan Hayko 12 yıl diğerleri de üçer yıl ceza aldılar ancak daha sonra çıkan afla Hayko denen ermeni de kurtulmuş oldu.
Rahmetli abim çok güzel giyinirdi.Motosiklet kullanmayı çok severdi.Akşamları eve geldiğinde hemen Kuran-ı Kerim okumaya başlardı.O okudukça anam içlenir ağlardı.Sosyal yönü çok genişti.Kanun,yaylı tambur,saz çalardı.Şehadetinden sonra evin önünden ne zaman motosiklet geçse annem ve babam pencereye koşardı.Hala onun şehadetine inanmıyorlar.Babamızı da 1998 yılında kaybettik.Vasiyeti üzerine abimin yanına yatırdık.Anamız bizimle birlikte kalıyor’
İşte şehit kardeşinin dilinden o günün siyah beyaz anlatımı…Ama pamuk hafifliğinde ,ama süt beyazlığında ,saf ve duru …Gözyaşları arasında dile gelen acılar…
Mekanın cennet olsun şehidim

 

 

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile

JoomlaWatch 1.2.12 - Joomla Monitor and Live Stats by Matej Koval